
YURT DIŞI KASKO RÜCULARININ TAKİP VE TAHSİLİ
EMTEA NAKLİYAT RÜCULARININ TAKİP VE TAHSİLİ
SEYAHAT SAĞLIK RÜCULARININ TAKİP VE TAHSİLİ
SAĞLIK RÜCULARININ TAKİP VE TAHSİLİ
Sigorta işlemleri baştan sona ayrıntılar ile dolu oldukça önemli bir süreci kapsar. Sigortanın başlatılmasından zarar tazmininin ödenmesine kadar uzanan zaman diliminin yanı sıra bazı durumlarda tazminatın ödenmesinin ardından da süreç devam edebilmektedir. Bahsedilen bu durum ise pek çok kişinin fazlaca adını duymadığı rücu hakkıdır. En genel anlamda rücu cayma hakkı olarak belirtilebilir. Sigortacılık düzenlemeleri ile ayrıntılandırılan bu hak, sigortacının kullanabildiği bir hak olup halefiyet ilkesi kullanılarak ortaya çıkarılmıştır. Halefiyet ilkesi ise sigortacının sigorta hizmetinden faydalanan kişiye gerekli tazminatı ödemesinin ardından bu kişinin haklarına sahip hale gelerek zarara yol açan üçüncü kişilere dava açabilmesini olanaklı hale getirmektedir. Rücu hakkı yaygın olarak araç sigortaları kapsamında kullanılır. Diğer branşlarda da sigortacının bu hakkı saklı bulunur.
Sigortada rücu hakkı sigorta şirketinin sigorta sözleşmesi ile sabitlenen sorumluluklarından vazgeçme talebinde bulunma hakkını ifade eder. Sigortacı bu hakkını almak için mahkemeye başvurabilir. Rücu hakkının karşı taraftan sulhen tahsili de mümkündür. Bunun yanı sıra sürecin, sigortacının sigorta hizmetinden yararlanan kişiye poliçede belirtilen tazminatı ödemeden başlatılması da söz konusu değildir. Rücu hakkının kullanılabilmesi için hasarın ardından gereken bedelin sigortalanana ödenmesi ve halefiyet ilkesinin yerine getirilmesi gerekir.
Rücu hakkı; özellikle araç sigortası için hayati öneme sahip olabilir. Hasarlı kazalarda zarar ve hasara neden olan kusurlu taraftan temin edilmesi beklenen ücretin sigorta şirketinin sahip olduğu bu hak üzerinden kazanılması mümkün olabilmektedir. Bu noktada çoğunlukla sigorta hizmetinden faydalanan kişinin lehine sonuçlanan bu tür davalar; tarafların fazladan zarara uğramasının önüne geçmek için etkili birer araç olarak kullanılabilmektedir. Rücu hakkı davaları üçüncü taraflara açılabileceği gibi sigortacı tarafından sigorta ettirene de açılabilir. Bahsi geçen durumun gerçekleştirilebilmesi için sigortaya tabi malın sahibinin ortaya çıkan hasarda ağır kusurlu olması şartı aranmaktadır. Aksi takdirde şirket rücu hakkını isteyemez.
Rücu hakkı davası açmanın iki farklı biçimi olabilir. Bu iki farklı biçim davalı tarafın belirlenmesi üzerinden ortaya çıkar. Bunlardan ilki halefiyet ilkesi kullanılarak sigortacı ve sigorta ettirenin dışında üçüncü bir tarafa dava açılmasıdır. Halefiyet ilkesine göre sigorta şirketi hasarın tazminatını sigorta sahibine ödemesi ile birlikte yasal olarak sigortalananın halefi durumu geçerek onun yerine dava açma hakkına sahip olur. Yine bu durumda sigorta hizmetinden yararlanacak kişinin kaza ya da hasar yaratacak durumda ağır kusurlardan herhangi birini işlememiş olması gerekmektedir. Dava ile yükümlülüklerinden vazgeçtiğini bildiren sigortacı hatalı üçüncü taraftan tazminatı gerekli indirimler de hesaba katılarak geri alabilir.
Rücu hakkı kullanımının bir diğer biçimi ise temlik esaslı rücudur. Bu durumda ise sigorta şirketi, hasar ve kaza hallerinde sigorta ettirenin ağır kusurlardan birini işlediğini tespit ederek tazminatı geri temin etmek amacı ile direkt olarak sigorta ettirene dava açar. Böyle bir davanın açılabilmesi için kusur şartı son derece önemlidir. Örneğin; araç sigortaları göz önüne alınacak olursa sürücünün kırmızı ışıkta geçmesi, alkollü araç kullanması, ehliyetsiz olması gibi etkenler ağır kusur sayılacaktır. Temlik esaslı rücu hakkı davalarının açılabilmesi için ise yine sigorta şirketinin poliçede belirtilen tutarı müşterisine ödemesi gerekmektedir. Sürecin başlama tarihi kazanın gerçekleştiği günden değil sigorta şirketinin ödemeyi yaptığı günden başlatılır.
Sigortanın farklı branşları için bazı özellikler farklılık gösterse de tüm branşlar için rücu hakkı geçerlidir. Ancak isminin en çok geçtiği ve en etkin biçimde kullanıldığı alan kasko, yani özel araç sigortalarıdır. Kasko rücu davaları örneklerine rastlamak mümkündür. Kasko rücu davalarında ilk olarak tarafların kusur oranları etkili olmaktadır. Buna göre hasarlı kazanın meydana gelmesinin ardından sigortacı tazminatı öder. Eğer olayda üçüncü tarafın kusurlu olduğu belirlenmiş ise sigorta şirketi rücu davası açma yoluna gider. Davanın sigortacı lehine sonuçlanması durumunda şirket; ödenen tazminatın mahkemece belirlenen bir kısmını ya da tamamını diğer taraftan temin edebilir. Ayrıca temlik esaslı bir uygulama yapılacak ise aynı durum bu defa sigortacı ve sigortalanan arasında ortaya çıkabilmektedir.
Hakkında düzenlemeler yapılış olmasına rağmen rücu hakkı ile ilgili tam olarak belirlenmiş sınırlar bulunmamaktadır. Hakkın hangi durumlarda kullanılacağı kesin çizgiler ile belirtilmediği gibi rücu hakkı çok yaygın biçimde kullanılmamaktadır. Bununla beraber hukuki olarak hakkın zaman aşımına uğrama süresi 10 yıldır. Olayın yaşanmasının ardından 10 yıl içerisinde sigorta şirketi rücu hakkı davası açabilir. Ayrıca bu süre aralığında faiz isteme olanağına da sahiptir. Faiz oranı tamamı ile mahkeme tarafından belirlenir.
Fakat yurt dışına yapılacak rücularda ilgili ülkenin yasal zamanaşımı süreleri dikkate alınmaktadır.
Araç özel sigortaları kapsamında görülen rücu hakkı davalarına kasko rücu davaları adı verilir. Adı geçen davalarda en önemli nokta sigorta şirketi ve mahkeme yolu ile hasara yol açan kazanın kusurlusunun kim olduğunun tespit edilmesi ve kusurun boyutlarının belirlenmesidir. Zira sigorta şirketinin sözleşmedeki yükümlülüklerinden cayma hakkını kullanabilmesi için kazaya karışan tarafların belirtilen kusurlardan birini işlemiş olması gerekmektedir. Bu halefiyet usulü ve temlik esaslı rücu davalarının ikisi için de geçerlidir. Bu kusurlar aşağıda belirtilmiştir:
- Kazaya araç kullanma ehliyeti bulunmayan bir tarafın sebebiyet vermesi,
- Alkol, uyuşturucu gibi keyif verici maddelerin kullanımının tespit edilmesi,
- Kazaya karışan araçların ruhsatlarının bulunmaması,
- Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin ihmali nedeni ile hasarın büyümesi,
- Hırsızlık ya da gasp hallerinde ihmal.
Dava süreci hasarın belirlenmesi ile başlar. Ardından sigorta şirketi sigorta ettirene poliçede belirtilen tutarda tazminatı öder. Tazminat ödenmediği müddetçe şirketin dava açma hakkı doğmaz. Rücu hakkının doğmasının hemen ardından sigortacı ilgili mahkemelere başvurarak dava sürecini başlatabilir. Hasar ve hasar sebebinin durumuna göre sigorta şirketi davayı sigorta ettirenin adına üçüncü tarafa açabilir. Ya da kusurlu gördüğü sigorta ettirene dava açabilir. Olayın gelişimi rücunun temlik esaslı mı, halefiyet usulü mü olduğunu konusunda değişim yaratabilir.
Yurt dışına yapılan rücularda önce karşı tarafa sulhen müracaat edilerek sigorta teminatı araştırılmakta akabinde hasar evrakları ile birlikte hasar tutarı talep edilmekte.
Yurt dışı rücularında genel olarak sulhen netice alınmakta ancak karşı taraf sigortasız ise dava gündeme gelmektedir.
ARŞİV TARAMA VE KAÇAK DOSYALARIN TESPİTİ
Sigorta şirketleri sigortalılarına değişik branşlarda hasar tazminatlarını ödedikten sonra dosyalar kapatılmaktadır.
Kapatılan dosyalar hasar servisince rücu kabiliyeti yönünden değerlendirilerek, ya arşive ya da rücu servisine rücu edilmek üzere gönderilir.
Hasar servisi bu dosyaların bir kısmını çeşitli sebeplerden dolayı rücu servisine göndermeyi veya dosya üzerinde rücu işaretlemesini herhangi bir nedenden dolayı atlamakta ve dosya rücu servisine intikal etmemektedir.
Rücu servisine gelen dosyalardan bir kısmı ise gerek iş yükünün fazla olması gerekse kişisel hatalardan dolayı işlem yapılmadan arşive gönderilmektedir.
Sigorta şirketleri çeşitli nedenlerden dolayı sehven kapatılan rüculuk dosyalar nedeniyle her yıl yüksek rücu tutarlarından mahrum kalmakta ve şirketler bilançolarına bu yüksek tutarlar kar olarak yazamamaktadırlar.
Yaklaşık 10 yıldır değişik sigorta şirketlerinde yapılan kapatılmış ve arşive gönderilmiş dosya tetkiklerinde adet olarak binde 3 ile binde 10 arasında dosyanın rücu kabiliyeti mevcut olmasına rağmen kapatılarak arşive gönderildiği tespit edilmiştir.
Sigorta şirketleri belirledikleri dosyaları ister fiziki ortamda isterse bizlere şifre vererek kendi sistemlerinden elektronik ortamda bize bildirerek kontrol ettirebilirler.
Dosyalar uzman ekibimizce tek tek incelenerek rücu durumları araştırılmakta, rücu kabiliyeti tespit edilen dosyalar listelenmekte ve şirkete rapor edilmektedir.
Şirkete rapor edilen dosyalar, sigorta şirketlerince gerek kusurlu taraf sigortacısına,gerekse sigortasız şahıslara veya sigortalılara rücu edilmektedir.
Sigorta şirketleri tarafımızdan tespit edilen rücu kabiliyetli dosyaları inceleyerek, rücu onayı verdikleri durumda toplam rücu tutarı üzerinden ücret faturası kesilmektedir.
Şayet yapılan tarama ve çalışma sonucu rüculuk dosya tespit edilemezse “no cure no pay” esasına göre ücret faturası kesilmemektedir.
Şu hususu da belirtmek gerekir ki; arşiv dosya taraması işlemleri sonucu sigorta şirketleri hangi servisin hangi konuda eksik ve hataları olduğunu tespit ederek ,hatalarını düzeltmekte ve böylece rücu tutarları şirket bilançolarında ciddi yer tutmaktadır.
YURT DIŞI KAZA RAPORU TEMİNİ
Yurt dışında uğradıkları zararlarla ilgili kendilerine trafik kazası sonucu Kaza tespit tutanağı veya hırsızlık sonucu Karakol tutanağı verilmeyen sigortalılar,sigorta şirketlerine tazminat talebinde bulunurken,bu eksik evrakların temini konusunda bizlere başvurarak bu raporların temini konusunda yardım alabilirler.
SİGORTA ŞİRKETLERİNE GELEN YURT DIŞI BAĞLANTILI TALEPLERİN KONTROLÜ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Türkiye’de ZMMS teminatı altındaki bir aracın, yabancı plakalı bir araca verdiği hasarla ilgili, gerek zarar gören araç sahibinin gerekse kasko sigorta şirketinin şirketinize yaptığı taleple ilgili, gelen talepler değerlendirilmekte, hasar tazminatı minimize edilerek şirketinize destek verilmektedir.
